E.günlük (blog) yaygarasının gerçekleri
 Yurtsan Atakan .
|

E.günlükler (blog) hakkında, biraz da yabancı basının verdiği gazla, Türk basınında herkesin köşesinde atıp tutmaya başladığı günlerdi. On, on iki yıl önce İnternet'in Türkiye'ye girişini hızlandırmayı amaçlayan ve hükümetin tutumunu eleştiren yazılar yazarken, İnternet'e burun kıvıran yazılar yazan, İnternet geçici bir moda diye ahkam kesen yazarlar, "blog"lar geliyor eski medya bitiyor gibilerinden hezeyanlar yazmaya başlamıştı. |
|
"Bilen bilmeyen 'blog' diye tutturdu" başlıklı bir yazıyla züppeliğe meraklı bu yazarlara cevap vermiştim.
Biraz önce İnternet'te dolaşırken, yazımın o günlerde bazı e.günlüklerde yarattığı küçük çaplı fırtınaya rastladım ve şaşırdım.
Meğer ne kadar yanlış algılanmış yazım.
En başta "blog" kelimesini herhangi bir Türkçe karşılık önermeden, sorumsuzca kullanan gazete yazarları için kullandığım "züppe" sıfatından alınanlar olmuş. Hızla gelişen teknoloji ve bu hızlı gelişim sonucunda her gün bir yenisi çıkan teknolojik terimlerin saldırısı karşısında Türkçeyi korumakta en büyük görevin medya mensuplarına düştüğünü savunurum yıllardır.
Çünkü bu hızlı gelişim sırasında TDK gibi kurumların, Türkçe karşılıklar üretmesini ve önermesini bekleyecek zaman kalmadı artık ne yazık ki. Yeni gelişmeleri aktarmak için medya mensubunun bekleyecek zamanı yok. Bu durumda Türkçenin yozlaşmasını en azından yavaşlatmak için tek çare kalıyor. O da medya mensubunun, haberini, yazısını yazarken yeni peydah olmuş teknolojik terim için Türkçe bir karşılık bulmaya çalışmak ve bu karşılığı kullanmak, parantez içinde de orijinalini yazmak.
Bu yöntem kullanılarak Türkçeye pekçok yeni teknolojik terim kazandırıldı. Fare bu terimlerden biridir. Yüklemek, indirmek, sabit disk, yazılım, donanım, hep bu yöntemle dilimize kasandırılmıştır. Arama makinası (sonradan arama motoru olarak yaygınlaştı), İnternet sitesi, İnternet ana sayfası, e.posta gibi kullanarak önerdiğim ve genel kabul gören kelimeler de vardır. Buna karşılık önerdiğim kelimeler arasından pekçoğu kabul görmemiş ve yaygınlaşmamıştır.
Ama doğrusu da budur zaten. Bizim sorumluluğumuz karşılık düşünmek, kendimizce en uygun bulduğumuz karşılığı kullanmak ve bu şekilde önermekle biter. Çok azı tutar, çoğunluğu tutmaz. Ama o tutan azınlık bile Türkçenin biraz daha az, biraz daha yavaş kirlenmesi anlamına geldiğinden önemlidir.
İşte bunun için "blog" kelimesini, karşılığını türetmek için en ufak bir çaba harcamadan sorumsuzca kullanan yazarları, "Ben ‘blog’un karşılığı olarak ‘e.günlük’ kelimesini öneriyor ve kullanıyorum. Beğenen kullanır, beğenmeyen kendi önerisini getirir, züppeliği tercih eden ‘blog’ demeye devam eder", diğeret eleytirmiştim.
E.günlük yazarlarından bazıları alınmışlar, kendilerine hakaret ettiğimi sanıp karşı saldırıya geçmişler.
Bir başka kısmı ise e.günlüklere karşı olduğumu sanmış.
"e.günlükler hızla çoğalıyor, doğru. Ama sonlarını da bu hızlı çoğalma getirecek. Gelecekte, neredeyse herkesin bir e.günlüğü olduğunu düşünün. Peki bu kadar günlüğü kim okuyacak?
Sadece birkaç tanıdık ve arama makinelerinden gelen birkaç geçici ziyaretçi... e.günlüklerin gelecekteki okunurluk oranı günümüz kağıt defterde tutulan günlüklerden sadece biraz daha fazla olacak. Bir de aralarından sıyrılan birkaç tanesi, ama sadece birkaç tanesi konvansiyonel medyaya rakip olabilecek kadar başarı kazanacak, hepsi o kadar" şeklindeki e.günlüklerin gücünü abartan yazarları eleştirdiğim satırlarımdan yola çıkarak, e.günlüklerine saldırdığımı sanmışlar.
Bakın arkadaşlar. E.günlükler önemsiz dediğim filan yok. Bilakis e.günlüklerin bazılarının ileride çok güçlü, yepyeni bir mecra yaratacağını düşünüyorum.
Benim karşı çıktığım, e.günlükler sayesinde gelecekte herkesin yazar olacağını sanan saftorik yazarlar. Hepsi o kadar.
|